Kategoriler
Hastalıklar

Domuz gribi – Swine flu – Swine influenza

Domuz Gribi Nedir

Domuz gribi domuzlarda swine influenza A virüslerini sebep olduğu yüksek bulaşıcılık riski taşıyan akut solunum yolu hastalığıdır. Hastalık ağır geçer ama ölüm oranı düşüktür (% 1-4).Virus semptom göstermen taşıyıcı domuzlar tarafından hava, direk ve indirekt temas yolu ile bulaşır.Salgınlar düşen hava sıcaklığı nedeni ile sonbahar ve kış aylarında yılda bir ortaya çıkar. Bir çok ülkede domuzlar rutin olarak aşılanırlar.

Swine influenza virüsü çoğunlukla H1N1 alt grubunundan olmakla birlikte diğer altgruplarda görülmektedir (H1N2, H3N1, H3N2 gibi). Domuzlar avian influenza virüsü (Kuş gribi) ve insan sezonsal influenza virüsleriyle de hastalanabilirler. H3N2 swine virüsünün domuzlara insanlardan bulaştığı düşünülmektedir. Bazen domuzlar aynı andan birden fazla virüs alt tipi tarafından hasta edilirler ve bu virüsler arasında gen değişmine neden olur. Bu “reassortant” diye adlandırılan bir çok kaynaktan gen parçaları taşıyan infulenza virüsü oluşmasını sağlar. Swine influenza virüsü normalde domuzları hasta etmekle birlikte zaman zaman insanlarda da hastalık oluşturabilmektedir.

İnsan Sağlığına Etkileri Nedir?

Swine influenza virüsüne ait salgınlar ve sporadik insan enfeksiyonları zaman zaman rapor edilmektedir. Genelde klinik semptomlar mevsimsel infulenza gribine benzer. Asemptomatik enfeksiyondan ölümle sonuçlanabilecek ciddi zatureye kadar geniş bir yelpazede klinik durumlar raporlanmıştır.

Kategoriler
Hastalıklar

KUŞ GRİBİ (AVIAN INFLUENZA)

Dünyada ilk kez 1878 yılında İtalya’da tavuklarda tanımlanmıştır. Yüksek düzeyde mutasyonlara ve değişimlere eğilimli bir virüs olup, 15 hemaglütinin (H) alt tipi ve 9 nöraminidaz (N) alt tipi mevcuttur. Kanatlı hayvanlarda görülen bütün yüksek patojeniteli epidemilerin , influenza A virüsünün H5 ve H7 serotiplerinden kaynaklandığı bildirilmektedir.
 

 Hastalığın rezervuarı göçmen su kuşları, özellikle de yaban ördekleridir ve enfeksiyona dirençlidirler. Enfekte olan kuşlar virüsleri, salya, burun akıntısı ve dışkılarıyla etrafa yayarlar. Bunlarla temas eden duyarlı kanatlı hayvanların(hindi, tavuk v.b.) hastalığa yakalanması sonucu da büyük salgınlar ortaya çıkar. 
Hastalığın kanatlı hayvanlardaki belirtileri hayvan türüne ve virüsün hastalık tipine göre değişir , genellikle belirtilerin ortaya çıkmasından iki gün sonra hayvanlar ölmektedir.

Kanatlı hayvanlarda görülen bulgular :

Ciddi depresyon, azalan aktivite, yem yemede azalma,
Bir araya toplanma, tüylerde bozukluk, başta ve yüzde ödem, tüysüz deride siyanoz,
Solunum sistemi belirtileri : Öksürük, aksırık, burun akıntısı, solunum seslerinin belirginleşmesi, aşırı göz yaşarması,
Sinirsel belirtiler,
Yumurta veriminde azalma ve
İshaldir.
Avian influenza virüsünün normalde kuşlar ve domuzlar dışındaki türlerde ve insanlarda hastalık yapmadığı bildirilmekle birlikte , 1997 yılında Hong Kong’da kümes hayvanlarında meydana gelen ve virüsün H5N1 serotipinin sebep olduğu salgında 18 kişide şiddetli solunum yolu hastalığının belirlendiği, etkenin de kümes hayvalarında salgına yol açan avian influenza A serotipiyle aynı olduğu ilk defa bildirilmiştir.

Hastalık insanlara, enfekte hayvanlara veya enfekte hayvanların dışkı, burun salgıları vb. materyalleri ile kontamine olmuş yüzeylere temas sonucu ya da kontamine materyallerden havaya karışan virüslerin solunması ile bulaşabilmektedir.

İnsandan insana bulaşmanın olmadığı virüsün, kesin olarak kanıtlanmamakla birlikte, yapısındaki bir takım değişiklikler (mutasyon) ile insandan insana bulaşma niteliğine sahip olabileceği belirtilmektedir. Bundan dolayı ülkeler çalışmalarını, bütün dünyayı etkileyebileceğini tahmin ettikleri bir H5N1 salgınına odaklamışlarıdır.

İnsanlardaki influenza A H5N1 serotipinin sebep olduğu enfeksiyonlarda ishal, ateş, boğaz ağrısı, oksürük, solunum güçlüğü ve viral pnömoni gibi solunum sistemine ait belirtiler görülmektedir.

Kategoriler
Hastalıklar

KUŞ GRİBİ (AVIAN INFLUENZA) LINKLERI

 

Kategoriler
Hastalıklar

Anemi (Kansızlık – Anemia)

Tanım:
Kandaki hemoglobin veya hemotokritin düşmesi sonucu oluşan yaygın bir kan hastalığıdır.
Hemoglobin – Kanın akciğerlerden dokulara oksijeni taşıyan bölümüdür.
Hemotokrit – Belli bir hacimde bulunan kırmızı kan hücrelerinin oranının ölçüsüdür.
Anemi sıklıkla tek başına hastalık olmaktan daha çok başka bir hastalığın bulgusudur. Anemi sıklıkla hızlı kan kaybı, kırmızı kan hücrelerinin üretiminde düşüklük, artmış kırmızı kan hücreleri yıkımı nedenleriyle oluşur.
Bulgular:
Deride ,dudaklarda, avuç içlerinde, göz kapaklarının iç yüzeylerinde solukluk
Yorgunluk
Baş dönmesi
Sık nefes alımı
Hızlı kalp atımı
Mide barsak sisteminde huzursuzluk
Menstürasyon düzensizlikleri en sık görülen bulgularıdır.
Sebepleri :
Enfeksiyonlar
Ağır hastalıklar
Ağır tıbbi tedaviler
Zayıf beslenme
Kan kaybı gibi bir çok sebepten oluşabilirler.
Çeşitleri :
Birçok anemi çeşidi vardır. Bunların oluşum sebepleri ve tedavileri bir birinden farklıdır. En sık karşılaştığımız anemi çeşitleri;
Demir eksikliği anemisi
Megaloblastik anemi
Folik asit eksikliği anemisi
Sickle cell anemi
Coley anemisi (Thalassemia)
Tanı :
Anemi tanısı sıklıkla rutin kan testleri sırasında ortaya çıkar sonuçlarla konur. Bu tespit sonrasında tam fizik muayene ve anamnez alınır ve ek kan testleri uygulanır.
Tedavi:
Anemiye özel tedavi doktorunuz tarafından geçmiş tıbbi öykünüz, hastalığın derecesi, ilaçlara karşı duyarlılığınız değerlendirilerek verilir.
Sebep olan hastalığın ortadan kaldırılması
Vitamin ve mineral desteği
Diyet değişiklikleri
İlaç kullanımı
Kan nakli
Kemik iliği naklini içeren tedavilerden bir veya daha fazlası uygulanabilir.

Kategoriler
Hastalıklar

Akne – Sivilce – Acne Vulgaris

Akne saç foliküllerinin ve yağ bezlerinin kronik bir hastalığıdır. Akne ciltteki gözenekleri tıkayarak silvilcelere, kistlere, iltihaplı apselere ve zaman zamanda skarlara neden olur.
Akne çok yaygındır. Akne çoğunlukla ergenlik çağında başlar. Ergenlik çağında androjenler olarak adlandırılan erkeklik hormonları hem erkeklerde hem de kızlarda artarak yağ bezlerini daha da aktif hale getirir ve buna bağlı olarak yağ üretimini artırırlar.
Akne nasıl gelişir?
Yağ bezleri kıl foliküllerinden derinin yüzeyine doğru taşınan yağı oluştururlar. Bununla birlikte kurumuş yağ, ölü deri hücreleri ve bakteriler kıl foliküllerini kaplayarak yağ bezlerinden salgılanan yağı durdurabilirler. Foliküller tıkandığında deri bakterileri (Propionibacterium acnes, veya P. Acnes olarak adlandırılırlar) foliküllerin içerisinde gelişerek şişlik, kızarıklık ve ağrıya neden olurlar. Aknenin gelişimi şu şekilde olmaktadır:
Kıl foliküllerinin tam tıkanması beyaz uçlara neden olur ( gözeneklerde yarı sert, beyaz renkli tıkaç)
İltihaplanma ve tahriş apselerin oluşmasına neden olur.
En sonunda , tıkanmış foliküller deriye yüzeyine içerdikleri yağı, deri hücrelerini ve bakterileri boşaltırlar. Bu seferde deri tahriş olur ve sivilceler veya lezyonlar gelişmeye başlar. Temel akne lezyonları komedo veya komedon olarak adlandırılır.
Aknenin farklı tipleri nelerdir ?
akne vulgaris; aknenin en sık rastlanan tipi, genellikle ergenlikle birlikte başlar.
kimyasal akne; belirli kimyasallara ve yağlara maruz kalmayla oluşur.
chlor akne; chlorine hidrokarbon kimyasallara maruz kalmayla oluşur.
tropikal akne; sıcak ve nemli ortamlarda oluşur.
Akneye ne sebep olur?
Ergenlik çağında artan hormon seviyeleri akneye sebep olur. Buna ek olarak, akne bazen ailesel olarak oluşur.
Akne oluşumunu sağlayan diğer nedenler:
Kadınlarda adet dönemlerinde oluşan hormon seviyesi değişiklikleri
Bazı ilaçlar (kortikosteroidler, lityum ve barbituratlar)
Saçlı derinin yağı, mineral veya yemeklik yağlar,
Kask, sırt çantası veya dar giysilerin bakısı sonucunda
Çevresel etkenler nedeniyle (yüksek nem oranı, kirlilik)
Akneler deri lezyonlarının kurcalanması ve kuvvetli yapılan deri temizliği nedeniyle artış gösterebilirler.
Aknenin semptomları nelerdir ?
Akne vücudun herhangi bir bölgesinde oluşabilir. Bununla birlikte akne sıklıkla yağ bezlerinin yüksek oranda bulunduğu bölgelerde oluşmaktadır:
yüz
göğüs
sırt
omuzlar
buyun
Aşağıdakiler aknenin en sık görülen bulguları olmakla birlikte her kişide meydana gelen bulgular farklılık gösterebilmektedir.
siyah uçlar
beyaz uçlar
pü ile dolu lezyonlar, bunlar ağrılı olabilir
nodüller ( katı, yükselmiş şişlikler)
Aknenin bulguları diğer cildiye hastalıklarınınkilerle benzerlik gösterebilmektedir. Tam olarak tanı koyabilmek için bir doktorun muayenesine başvurmak gereklidir.
Aknenin tedavisi:
Akne tedavisinin amacı iz kalmasını engellemek ve semptomları ortadan kaldırmaktır. Doktorunuz tarafından belirlenecek olan tedavi yöntemi:
aknenin ciddiyeti
tıbbi geçmişiniz
ilaçlara ve tedavi yöntemlerine karşı hassasiyetiniz
sizin görüşünüz göz önüne alınarak düzenlenir.
Tedavi akneyi geçirebilecek ilaçları da içerebilir. Aknenin seviyesine göre yüzeysel ilaçlar (direkt olarak cilt yüzeyine uygulanan) veya sistemik ilaçlar (ağız yoluyla alınan ilaçlar) doktorunuz tarafından reçete edilir.Bazı durumlarda hem yüzeysel hem de sistemik ilaçlar bir arada uygulanabilmektedir.
Akne tedavisinde kullanılan yüzeysel ilaçlar:
Yüzeysel ilaçlar krem, jel, losyon veya cilt için başka solüsyon yapısında olabilirler. Örnek verirsek:
Benzoyl Peroxide bakterileri (P.acnes) öldürüp yağ üretimini azaltırlar.
Antibiyotikler bakterilerin (P.acnes) üremesini durdurur veya yavaşlatırlar ve enflamasyonu azaltırlar (kızarıklık, ısı, ağrı)
Tretinoin yeni akne lezyonlarının oluşumunu durdururlar
Adapalene comedon oluşumunu azaltırlar
Azalaic acid bakterilerin (P.acnes) üremesini durdurur veya yavaşlatırlar ve enflamasyonu azaltırlar (kızarıklık, ısı, ağrı)
Akne tedavisinde kullanılan sistemik ilaçlar:
Sistemik ilaçlar orta ve ileri seviyedeki akneler için reçete edilirler. Akne tedavisinde ağızdan kullanılan antibiyotikler şunları içerir:
doxycycline
erythromycin
tetracycline
Ciddi, kistik veya enflame olmuş akne tedavisi:
Isotretinoin, Ciddi, kistik veya enflame olmuş akne tedavisinde reçete edilen ağızdan kullanılan bir ilaçtır. Isotretinoin yüzdeki yağ oluşumunu sağlayan yağ bezlerinin sayısını azaltır, derinin hücrelerinin dökülmesini azaltır ve kıl köklerine etkili olarak akne lezyonlarının ortaya çıkmasını engeller. Isotretinoin hastalarının yüzde doksanında ake lezyonlarını ortadan kaldırır.
Bununla birlikte bu ilacı kullanmanın bazı yan etkileri bulunmaktadır. Doktorunuzla ilacı kullanıp kullanmama konusunda ayrıntılı olarak görüşmeniz gerekmektedir.